

Eleanor Griffin için gürültülü ve kaotik dünya yaşanacak değil, idare edilecek bir yerdir. Onun yegâne sığınağı, kalabalık bir kafedeki köşe masası, eskiz defteri ve dışarıdaki tüm sesleri kesen o büyük, ağır kulaklıklarıdır. Sırrı mı? Aslında hiçbir şey dinlemiyordur. Kulaklıklar sadece bir kalkandır. Ta ki yanlışlıkla kurulan bir Bluetooth bağlantısı, onun bu sessizliğini, hep cam kenarında oturan, nefes kesici derecede yakışıklı ve işine son derece odaklanmış mimar Julian Price'a duyurana dek. Özenle kurduğu o izole dünyası artık tamamen darmadağın olmuştur.
Julian, Ellie'nin kaçtığı her şeyi temsil etmektedir: katı bir düzen, keskin çizgiler ve inkâr edilemez, sarsıcı bir varlık. Ancak Julian, onun bu kırılganlığıyla alay etmek yerine, ona sessiz bir anlaşma sunar. Dijital notlar ve karşılıklı kaçamak bakışlar aracılığıyla, kaotik illüstratör ile kuralcı mimar arasında kelimelere ihtiyaç duymayan, zarif ve sessiz bir yakınlık filizlenmeye başlar. Fakat gerçek bir bağ kurmak, o sessizlikten çıkmayı gerektirir. Acaba Ellie, ruhunun en sessiz köşelerini bile çoktan duymuş olan bu adam için zırhını çıkaracak kadar cesur olabilecek midir? Gerçekten görülmenin ve anlaşılmanın o derin gücünü anlatan, içinizi ısıtacak bu büyüleyici ve yavaş yavaş alevlenen aşka kendinizi kaptırın.