

Antika fotoğraf restoratörü Aurora Lehmann, beş yıl boyunca anılarla dolu bir türbede yaşadı ve trajik bir dağ heyelanında hayatını kaybeden nişanlısı Alex'in yasını tuttu. Alex, geride sadece paramparça olmuş hayaller ve kırık bir kalp bırakmıştı. Ta ki soğuk bir sonbahar öğleden sonrası her şeyi değiştirene dek. Sokakta yanından geçen o adamı gördüğünde Aurora’nın dünyası durur. O adam Alex'tir. Hayatta, burnu bile kanamamış ve bir zamanlar sadece Aurora'ya ait olan o gülümsemeyi şimdi başka bir kadına sunmaktadır. Daha da kötüsü, Aurora'ya sanki o hiç var olmamış gibi boş gözlerle bakar. Cevaplar bulmaya dair çaresiz bir ihtiyaçla yanıp tutuşan Aurora, tehlikeli bir sırlar ağına dalarken, sevdiği adamın hayaletini Horizon adlı devasa ve ışıltılı bir şirkete kadar takip eder. Ancak bulduğu adam artık o eski, tutkulu ve pervasız fotoğrafçı değildir. O, yalanlarla dolu bir cehennemde dövülmüş tehlikeli bir yabancıdır. Onun ortadan kayboluşunun ardındaki korkunç gerçeği ortaya çıkarmak için Aurora kendi hayatını tehlikeye atmalı ve şu ürpertici soruyla yüzleşmelidir: Sevdiği adamın anısına tutunmak mı daha iyidir, yoksa onun dönüştüğü bu büyüleyici ama tehlikeli yırtıcıya teslim olmak mı?